Türkiye’de sosyal hizmet mesleğinin gelişimini ele alırken Amerika Birleşik Devletleri’nin etkisini sıklıkla tartışıyoruz. Mesleki eğitimin kuruluşunu, müfredatın biçimlenmesini ve uluslararası uzman desteğini bu etkinin unsurları olarak görmek münkündür. ABD için sosyal hizmet mesleği önemlidir, çünkü ABD soğuk savaş döneminde Sovyet tehdinie karşı sosyal hizmet mesleğini bir koruyucu enstrüman olarak görüyor.
Türkiye’de sosyal hizmet üzerindeki Amerikan etkisini 1950’lerden itibaren ele almak, daha erken dönemdeki eğitim ve uygulama deneyimlerini gözden kaçırmamıza yol açıyor olabilir.Son dönemde kıymetli dostlarımla Okullar derneği adına hazırladığımız çalışmada hazırladığım tarih bölümünü hazırlarken daha geriğe bakmamız gerektiğini bize söyledi. Dün arşiv taraması taraması sırasında karşılaştığım bazı belgeler, bu ilişkinin başlangıcını daha geride aramak gerektiğine dair belirgin işaretler barındırıyor
Bu belgelerde karşıma çıkan kurumlardan biri İstanbul Amerikan Kız Koleji oldu. Halide Edip’in de mezun olduğu kolejde, 1920’lerde sosyal hizmetle ilişkilendirilen eğitim ve toplum çalışmaları yürütüldüğüne dair izler bulunuyor. Şimdilik bu izleri bağımsız bir sosyal hizmet diploma programının kanıtı olarak değerlendirmek mümkün değil. Fakat sosyal hizmetin Türkiye’deki eğitim ve uygulama tarihini araştırırken üzerinde durulması gereken bir deneyimle karşı karşıyayız.
3 Ekim 1927 tarihli Skidmore News gazetesindeki haber, kolej başkanı Kathryn N. Adams’ın konuşmasını aktarıyor. Habere göre kolejin ev ekonomisi ve sosyal hizmet birimleri, öğretmen ve önder yetiştirmek için çalışıyor. Çocuk refahı, hijyen, yemek hazırlama ve ev yönetimi, eğitim ihtiyacının özellikle vurgulandığı alanlar arasında.

Adams’ın mezunlara gönderdiği bir soru formundan söz etmesi de dikkat çekici. Haberde aktarıldığına göre mezunlar, birkaç istisna dışında, yaşadıkları toplulukların gelişmesine katkıda bulunan çalışmalar yürütüyor. Soru formunun kendisine ve yanıtlarına henüz ulaşmış değilim. Yine de bu bilgi, kolejin mezunlarının toplumsal faaliyetleriyle ilgilendiğini ve eğitimini bu faaliyetlerle ilişkilendirdiğini gösteren bir iz.
“Sosyal hizmet eğitimi” ifadesinin o dönemde nasıl bir karşılığı olduğunu anlamak açısından başka bir haber daha açıklayıcı. “Türkiye’de Bir Kolejde Sosyal Hizmet” başlıklı metin, öğrencilerle öğretim üyelerinin birlikte yer aldığı bir sosyal hizmet komitesini anlatıyor. Komite, uygulamalı sosyal hizmet çalışmalarının öğrenildiği bir okul olarak tanımlanıyor.
Burada benim dikkatimi çeken, yapılan işlerle öğrenme süreci arasında kurulan açık ilişki.
Öğrenciler çocuklar için oyun ve hikâye saatleri düzenliyor, köy okuluna devam edebilmeleri için öğrenim giderlerine destek oluyor. Annelerle dikiş grupları oluşturuluyor; çocuklar, hastaneler ve yetimhaneler için giysiler hazırlanıyor. Sağlık, hijyen, çocuk refahı ve ev ekonomisi üzerine konuşmalar yapılıyor. İhtiyaç sahibi kadın ve erkeklere iş bulunması da çalışmaların arasında yer alıyor.
Kolejin 1930–1931 faaliyet raporunda da bu anlatımla büyük ölçüde örtüşen bir bölüm bulunuyor. Dolayısıyla kısa bir gazete haberinin ötesine geçerek kurumun kendi kayıtlarını da izlemek mümkün.
Bugünün kavramlarıyla baktığımızda bu faaliyetlerde çocuk refahı, eğitime erişim, toplum sağlığı, kadınlarla grup çalışması ve istihdam desteği gibi alanları görebiliyoruz. Elbette bu benzerlik, geçmişteki çalışmaları bugünkü mesleki standartlarla aynı kabul etmemizi gerektirmiyor. Ancak öğrencilerin toplumla temas ederek öğrenmesi, sosyal hizmet eğitiminin tarihine ilişkin önemli sorular doğuruyor.
Aynı taramada karşılaştığım Caris E. Mills hakkındaki haber ise dönemin uluslararası yardım ilişkilerine başka bir pencere açıyor. Haber, Mills’in on bir yıldır Yakın Doğu’da sosyal yardım çalışmaları yürüttüğünü; İstanbul’daki çocuk refahı komitesinde ve Türk Kızılayında görev aldığını bildiriyor. Yazdığı şiirlerden elde ettiği gelirleri yardım çalışmalarına aktarması da kişisel yaşamıyla toplumsal faaliyetlerinin nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor.
Mills’in İstanbul Amerikan Kız Kolejiyle doğrudan bağlantısını henüz ortaya koyabilmiş değilim. Bu nedenle onu kolejdeki çalışmaların yürütücülerinden biri olarak sunmak doğru olmaz. Bununla birlikte hakkında yayımlanan haber, dönemin sosyal yardım çalışmalarında uluslararası kuruluşların, kadınların ve kişisel girişimlerin rolünü araştırmak için yeni bir başlangıç noktası sunuyor.
Bu belgelerden hareketle sosyal hizmetin Türkiye’deki kuruluş tarihini değiştiren kesin bir sonuca ulaştığımızı söyleyemeyiz. Ama sorduğumuz soruyu genişletebiliriz: Türkiye’de sosyal hizmetin tarihini yazarken hangi eğitim deneyimlerini, uygulamaları ve kişileri görünür kılıyoruz?
Mesleğin resmi olarak kurumsallaşması, öncesindeki bütün deneyimlerin başlangıç noktası olmayabilir. Bu erken çalışmaların sonraki sosyal hizmet eğitimiyle bir devamlılık taşıyıp taşımadığını da araştırmak gerekiyor. Benim için arşivin açtığı asıl tartışma burada. Bildiğimiz tarihsel anlatının öncesinde neler vardı ve bunlar neden anlatının dışında kaldı? Turgay Çavuşoğlu Ustamın bana verdiği ilhamla bu anlatıyı sorgulamaya devam edeceğim.