BİR EVSİZİN DONARAK ÖLMESİ ÜZERİNE

Bu yazıyı başlıktan da anlaşılacağı üzere sokakta donarak ölen Sami Amca ile ilgili yazıyorum. Ama önce bazı şeylerin altını çizmek istiyorum. Bunlardan birincisi profesyonel olanın verdiği kararla ilgili.Bir disipline dair bilgi beceri ve değerler, profesyonel bir değerlendirmeyi beraberinde getirir. Profesyonel değerlendirme, profesyonel olmayan veya değerlendirme konusunda yetkinliği bulunmayanların almış olduğu kararlara dair “yanlışları” görmek ve olası riskleri yönetmek açısından önem taşır. Sosyal hizmet lisans (örgün ve sosyal hizmet eğitimi veren) eğitim programlarının çıktılarından biri budur. Sosyal hizmet alanında çalışanlar, insanların yaşamlarıyla ilgili karar almalarına yardımcı olur. Bu yardım, bireylerin yaşamlarıyla ilgili ciddi kararlar vermelerine hatta yaşamlarına yön vermelerine yol açabilir.

Altını çizmek istediğim ikinci husus güç ilişkileri. Mesleki uygulamada, sosyal çalışmacılar (sosyal hizmet uzmanı, sosyal çalışma görevlisi değil) ile danışan arasındaki güç ilişkisi, profesyonel ilişkinin niteliğiyle belirlenir. Bazı durumlarda ilişki doğal koşullarda eşitlikçi bir biçim alırken, bazı durumlarda -belki de çoğu zaman- danışanların karar almaya katılmamasını da beraberinde getiren bir teslimiyetle gücün sosyal çalışmacıya devredildiği bir ilişkiyi ortaya çıkartır. Bu nedenle eğitim programlarımızda dezavantajlılardan güç devşirerek mesleki uygulamaların gerçekleştirilmesinin danışanlara zarar vereceğini sıklıkla dile getiririz. Zira danışan adına yapılan tüm uygulamalardaki memnuniyet, sorunun palyatif de olsa çözülmesinden gelen geçici bir memnuniyettir. Her ne kadar her sosyal çalışmacılar güç ilişkileri açısından pozisyonunlarını değerlendirmelerinin önemli olduğunu bilse de rutine binmiş memuriyet işleri gerçekleştirilirken bu durum atlanabilmektedir. Ancak bazı danışan grupları vardır ki size “hey arkadaşım ne yapıyorsun sen ?” dedirtir. Genellikle “dirençli” danışan olarak adlandırılacak gruplardır bu gruplar. Bu grupların başında kuşkusuz çatısız evsizler gelir. 

Çatısız evsizleri iki gruba ayırarak tanımlamak mümkündür. Birinci grup geçici evsiz olarak da adlandırılabilecek “sokakta kalan evsizler”dir.  Geçici barınma merkezlerdeki nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturan bu grup, aslında daha önce de geçici şekillerde barınan (mevsimlik olarak çalışan, hastalığı nedeniyle iş hayatından kopmuş, yalnız yaşayan birey vb.) evsizlerdir. İkinci grup, kronik evsiz olarak da adlandıran “sokakta yaşayan evsizler”dir. Bizim mesleğin tabiriyle çevresi içinde birey olarak ele aldığınızda kronik evsizleri, sokağın köpekleri, o sokakta olan canlı cansız her şey evsizlerin sosyal sistemini oluştur. Macaristan’da evsizlikle ile ilgili gittiğimiz bir AB programında, evsizlerle çalışan sosyal hizmet uzmanıyla bizi görünce bizle sohbet etmek istemişti. Sohbetin ardından bizi sokağının sonuna kadar uğurlamıştı. Çünkü o sokak onun eviydi. Sokağın sahibi olan evsizleri, evlerinden çıkartmak zordur. O evsizi sokaktan almak onu evinden atmak demektir. 

Evsizin geçici barınma merkezine gitmesini kabul ettirmek ilk olarak bu sürecin farkında olmaktan geçer. Ona eşlik eden hayvanları da alabileceğinin, eşyaların koruma altına alınacağının güvencesinin vermekten (sizin için çöp olan şeyler onun evinin tuğlası) geçer. Ancak dirençli evsiz geçici barınma merkezine gitmek istemiyorsa herhangi bir çalışma gerçekleştirmek mümkün değildir. Burada başka bir alternatif devreye girer. Bu alternatif  evsize sokağında(evinde) hizmet vermek.

Geçici barınma merkezlerine zorla götürmek mümkün olamayacağı için, sokakta yaşayan evsizleri takip etmeye yönelik mobil araçlar, onlara özgü ısıtıcı ekipman, sağlık hizmeti sunmak gibi çözümlerle “dirençli” evsizlere yönelik çözümler sunuyorlar farklı ülkelerde. Biz de evsizi zorla geçici barınma merkezine gönderme gibi bir çaba var. Hizmetler olmayınca dirençli evsizlerle karşılaşılınca da biz çabaladık ( bir habere göre belediye çalışanları böyle demiş / bir başka habere göre ise evsiz kurumu evsize hiç ulaşamamış ) demekten veya zorla götürmekten başka çarelerimiz yok gibi davranıyoruz. Davranmamalıyız. Evsizlerle ilgili politika şart demeli ve politikaları talep etmeliyiz!

Neyse kar ve yar mıydı neydi o ?

Selamlar 

Not1: Evsizlerle ilgili işler çoğu ilde Valilikler tarafından bazı illerde Belediyelerce yürütülüyor. Ankara Valiliği’nin evsiz oteli uygulaması şimdi İstanbul Valiliği tarafından da ( daha önce İBB yürütürdü sadece bu işleri) yürütülüyor. Belediyelerin de hizmetleri var. Ancak bir evsiz sokakta donuyor. Oysa bir mevzuat olsa ve bu mevzuatta rol ve sorumluluklar belirlense, bu alanda sokak sosyal çalışmacıları /sosyal hizmet uzmanları çalışsa, sokakta yaşayanlar haritalandırsa, acil durumlarda mobil ekiplerle takip edilseler, geçici barınma merkezlerinde nitelikli psikososyal hizmetler sunulsa, sivil toplum örgütlerinin gönüllü çalışmaları buradan takip edilse… Çok zor şeyler değil. Politika, bu politika çerçevesinde mevzuat, yeterli profesyonel istihdamı….

Not2: Fatih Toksöz kitabını yazsın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s