Ali İstanbullu Yazdı: The Trails of Gabriel Fernandez ve Düşündürdükleri

The Trails of Gabriel Fernandez dizisi UK’de çocuk koruma alanında sosyal çalışmacı olarak çalışmaya başladığım yıllarda tekrar tekrar okuduğum Victoria Climbié Inquiry  ya da  Lord Laming Report olarak bilinen soruşturma dosyasını hatırlattı maalsef bir kez daha. Bu rapor yayınlandıktan tam 10 yıl sonra Gabriel öldürülüyor Birleşik Devletler’de.

Victoria 7 yaşında anne babasını Fildişi Sahilleri’nde bırakıp daha iyi bir yaşam ve eğitim için halasının yanına, İngiltere’ye gönderilir 1998 yılında. Daha sonra onun katili olacak halası ve erkek arkadaşının Totteham’daki küçük dairesinde Kuzey Londra’da yaşamaya başlar. Victoria 8 yaşında St Mary’s Hastanesi yoğun bakım ünitesinde vücudunda 128 yarayla ihmal ve istismardan ölür.

Laming Report çocuğun hayatına müdahil olan sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının onu nasıl koruyamadığını ve Victoria’nın hayatını kurtaracak en az 12 fırsatın nasıl elden kaçtığını (missingopportunities) ayrıntılı bir şekilde sunar. Rapor Victoria ile çalışan sosyal çalışmacıları ve üst düzey sosyal hizmet müdürlerini ve de yerel hükümetin sosyal hizmet birimindeki ‘iş ahlakını’ ve yapılanmayı  tabiri caizse acımasızca (haklı olarak) eleştirir ve suçlu bulur. Bu yalnızca sosyal servis ve çocuk koruma alanında çalışan sosyal çalışmacıların soruşturması ve zayıf uygulamaların elden geçirilmesi değildi. Bu UK sosyal hizmet tarihinde yapılan ilk üç taraflı (tripartate) bir soruşturmaydı. Çocuk istismarı ve çocuk koruma alanında çalışan Polis, Sağlık Hizmetleri (NHS) ve yerel hükümetlerce sağlanan çocuk koruma hizmetlerinin (sosyal hizmetlerin) detaylı bir şekilde masaya yatırılmasıydı.

O günden bu yana çok şey değişti. Serious Case Reviews adı verilen süreç daha ayrıntılı bir öğrenme ve ders alma sürecine daha anlamlı bir şekilde evrildi. 2000’lerin başından günümüze bu değerlendirmelere (review) bakarsak; rule of optimism ve disguised compliancegibi kavramların üzerinde oldukça sık durulduğu görülecektir. Professional curiosityde bunlara eklenmeli benzer karmaşık istimar vakalarıyla çalışırken.

Hepimizin amacı çocukları güvende tutmak ve hedeflediğimiz değişimin gerçekleşmesi çocukların ihmal ve istismardan korunmuş bir şekilde büyümeleri.  Bundan kimsenin şüphesi yok. Hepimizin sosyal çalışmacı olma isteğinin temelinde herkes için insan hakları temelinde positif bir değişime ve sürdürülebilirliğe ulaşmak yatar. Bunu yasal düzenelemeler ve bürokratik yapılar içinde nasıl yaptıpımız ise ap ayrı bir konu.

Engellerin başında rule of optimism  (iyimserlik hissettme isteği demek istiyorum buna) gelirç. İstediğimiz değişime ulaşmak için çabalarken bazen gözümüzü kör edebilir bu ilke ve ciddi uygulama meseleleri içinde bulabiliriz kendidimizi;

  • Gördüklerimizin ve duyduklarımızın gelişim, ilerleme (progress) olduğuna inanmak
  • Önümüze konan endişeleri aza indirgemek başka bir değişle gereği kadar ciddiye almamak
  • Olup biteni positif olarak yorumlama isteği (hatta olduğundan daha fazla olumlu görme)
  • Sadece güçlü yanları görme isteği ve çocuğu tehlikeye koyacak risk faktörlerini görmezden gelmek
  • Müdahalenin her halükarda işe yaracağına inanmak

 

Tabii ki sosyal çalışmacıya risk altındaki çocuklarla çalışırken olumsuz yönlerden başka bir şey görmesin gözünüz demiyoruz asla. Olumlu ile olumsuz faktörler arasında bir balans elde etmek lazım ve bu iyi bir supervizyon ve deneyim ile olur.  Belgesel dizide bu pratiği destekleyen kurumsal bir yapı ve çalışma ahlakı göremedim.

Disguised compliance(sahte uyum olarak da okunabilir) zor ailelerle çalışırken sosyal çalışmacıların problemleri ve riski görmeleri önünde engel olabilir.  Bunu görmek zor değildi. Herkesin özünde iyi olduğuna inanarak icra ettiğimiz mesleğimizde; kendi çocuklarına acımasızca davranıp bunu çok iyi saklabilen ailerin de var olduğunu unutmamak lazım.  Disguised compliance söz konusu olunca;

  • Ailerden sayısız çelişkili ifadeler
  • Farklı meslek grupların gelen çelişkili ifadeler
  • İhmalden kaynaklı sık yaralanmalar ve hastane acil servis ziyaretleri dikkatimizi çekmeli.

 

Ama bütün bu vakaların genel  yapısına bakıldığında profesyonellerin merakla ve daha fazlasını bulma amacıyla yeterince soru sormadıkları ve kurumlar arası iletişimin yeterince güçlü olmadığı dikkatimizi çekmektedir.  Bunu yapmamızı teşvik etmeğen organisazyonların ve yönetimin olması da sorunların başında geliyor.  Her şeyi sorgulamayan bir sosyal hizmet kültürünü oldukça tehlikeli buluyorum. Sanırım bu Netflix serisi genel olarak sosyal hizmet ve çocuk koruma kültürü ve pratiğinin değişmesi gerektiğini ve yasal sorumluluğumuzun yanında ama ötesinde moral sorumluluklarımızın olduğunu her zaman hatırlamamızı tekrar öğretti bize. Bunun yanıda tabii ki  altında boğulup kaldığımız bürokrasi perdesini elden geldiğince kaldırmak için çalımaya devam etmeli.

 

 

(Yeni yazı)Uyanmak istememek veya Uyuyormuş Taklidi Yapmak: The Trials of Gabriel Fermandez  Belgesel Dizisi Üzerine Notlar

Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Ama, eğer uyumuyor da uyuyormuş taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarfetseniz, nafiledir.

Mahatma Gandhi

gabriel

Uyanmak istememek veya Uyuyormuş Taklidi Yapmak: The Trials of Gabriel Fermandez  Belgesel Dizisi Üzerine Notlar

Okuduğum ve izlediğim şeylerle ilgili sıcağı sıcağına notlar alırım.Bu notu da yaklaşık yarım saat önce bitirdiğim bir dizi için alıyorum.  Eskiden izleme/okuma defteri gibi defterlerim olurdu. Teknolojinin gelişimiyle bu notları bilgisayarda alıp arşivlerdim. Bu sefer arşivlemek yerine blog açmanın verdiği paylaşımcılıkla paylaşmaya karar verdim. İzlediğim belgesel dizi  netflix yapımı adı da başlıkta görüleceği üzere The Trial of Gabrial Fermandez. 8 yaşında aile içi şiddetin kurbanı olan Gabriel Fermandez’in geliyorum denen ölümünü hiçe sayan bir sosyal hizmetler ve güvenlik sistemi öyküsüyle ailesinin yargılanma sürecini anlatıyor belgesel dizi. Üzerine çok şey söylenebilir ama ben tabi ki meslek bakışıyla biraz da işin etik boyutuyla olayı ele almak istiyorum.

Etik ikilemler, genellikle uygulayıcın değerlendirmesinde güçlük olarak adlandırabileceğimiz bazı sorunlar nedeniyle meslek elemanlarının olayları gerçekleştirmesinde zorlukları beraberinde getirir. Etik ikilemler yaşanmadan etik bilgi ve doğru kararlar alınmaz. Ama bazı durumlar vardır ki,  Kuçuradi hoca etik dersini anlatırken çok farklı boyutlarıyla örneklendirmişti bu durumları,  etik olmayan eylemi gerçekleştirmenin normal karşılandığı “kurum havasına” uyar meslek elemanları. Doğru olanı yapmak yerine yanlış olanı normal karşılar. Bu durum etik ikilemden daha tehlikelidir, zira meslek elemanı etik ikilemle bir kararsızlık yaşar ve değişime açıktır. Bu durum yanlış olduğunu bile bile bir eylemi gerçekleştirmektir, bir değerlendirme problemidir. Bu vakada içinde bulunan durum etik ikilemden çok, etik süreçleri göz ardı etmeyi olanak sağlayan iklime uymak  !

Nasıl bir iklim, isterseniz biraz da bu tarafına bakalım. Amerikan sosyal hizmet anlayışında etik ilke ve değerler, faydacı bir zemini işaret eder. Küresel düzeyde etik ile ilgili tanımlamalarda insan haklarına yapılan vurgunun aksine, sosyal hizmet etik ilke ve değerlerinde insan hakları geçmeyen dört ülkeden biridir Amerika Birleşik Devletleri (kaynaksız yazdım ama bu konuyu detaylı bir şekilde açıkladım şöyle bir yazım var: http://dergipark.org.tr/en/pub/trjasw/issue/51541/646110) . Hizmetlerin hak temelli bir şekilde gerçekleştirilmesine vurgunun yapılmaması faydanın gerçekleşip gerçekleştirilmediğine yönelik bir mekanizma arayışını da beraberinde getirmektedir. Bu mekanizmaların işletilmesi bir başka deyişle, faydanın sağlanıp sağlanmadığına yönelik geliştirilmiş kamuoyu baskısı ve yine yerel demokratik unsurların  denetimine açık yerel denetim mekanizmalarının  işletilmesi,  danışanların en  iyi şekilde hizmetlerden yararlanmasını sağlar.

Gabriel Fermandez vakasında sosyal hizmet sağlayıcısının kamu yararı gözeten kuruluş ismi atında kar amacıyla hizmet veren bir sosyal hizmet sağlayıcısı firma tarafından gerçekleştiğini görüyoruz. Bu firma çalışanların çalışma koşullarına müdahale ediyor, fazla mesai verilmesin diye çalışma saatlerini kısıtlıyor, acil müdahale için yeterli olanaklar sağlanmıyor vs vs.. Yine bu firma lobicilik firması aracılığıyla denetim mekanizmasının etkili bir şekilde süreçleri denetlemesini engelliyor. Firma çalışanlardan gelen şikayetleri veya uyarıları dikkate almıyor ve bu şikayetler kamuoyuna taşınmasın diye çalışanlarını tehdit ediyor.

Bu süreç içerisinde sosyal hizmet uzmanlarının mesleklerini gerçekleştirmeleri bekleniyor. Sosyal hizmet uzmanlarının ihmali büyük, sosyal hizmet uzmanları lisans derslerinde öğretilen en temel şeyleri gözardı ediyor, raporlamıyor, bildirimde bulunmuyor. Eleştirel bir bakış açısına sahip olmaksızın işlerini gerçekleştiriyorlar. Öte yandan hiçbir meslek elemanı yargılanmamış. Yargılanma tehlikesiyle karşılanmamış ta ki Gabriel Fermandez vakasıyla karış karşıya kalana kadar.   Spoil gibi olmasın ama yargılansalar da suçsuz bulunuyor sosyal hizmet uzmanları. Ve sistem işlemeye devam ediyor, belgesel de bahsedildiği üzere bir başka çocuk ölmeye devam ediyor.

Gabriel Fermandez vakasından öğrenecek çok şey var. İclal Nergis gibi hayır diyebilmek mesela(bu şekilde hareket edenlerin kahraman olduğu bir dünyada yaşıyoruz ne yazık ki ama her mesleğin bazı bedelleri var, sosyal hizmet mesleğinin de bu) Bir çocuğun sesi olabilmek ama daha da önemlisi, mesleki kuruluşların sivil toplum denetime açılmasını ve kamunun etkili bir şekilde denetim mekanizmasını işletip işletmediğini sorgulayabilecek bir güç oluşturmak.

Ve tabi ki işinizi düzgün yapabilmek için bilgi , beceri ve değerleri arttırmak ve zor zamanlarda hayır diyebilecek iradeyi kendimizde bulmak. Biliyoruz kimse uyumuyor, uyuyor numarası yapıyor. Uyuyormuş numarası yapmak üzerine düşecek sorumluluklardan kaçmaya yarasa da derin kabuslar görülmesine engel olmuyor.

Özetle Uyumamak ve uymamak lazım ! Başımıza ne geliyorsa uyumayıp uyanmak istemeyenlerden geliyor !

Not: ben meslek hayatımın altıncı ayında suça sürüklenenlerle çalışmaya başladığımda çok korkmuştum yanlış bir şey yapmaktan. Çok yetersizdim, hızlı bir öğrenme süreci oldu,  hatalar yapmadım (veya ben öyle sanıyorum) ama yine de geriye dönüp baktığımda şu anki gözümle keşke daha iyi şeyler yapabilseydim dedim hep içimden/ halen diyorum. Ne iş yapıyorsanız mutlaka süpervizyon alın

Çeviri :Covid-19 Dair Etik Karar Verme ( 7 Nisan 2020-IFSW)

Screen Shot 2020-04-07 at 23.26.25.png

IfSW Hakkında Bilgi ve Covıd-19

                                                COVID-19 DAİR ETİK KARAR VERME

                                                                                                                        7 Nisan 2020

 

 

Covid 19 kriziyle birlikte, tüm dünyada sosyal çalışmacılar, profesyonel rolleri sürdürmeye devam etmeleri konusunda meydan okumayla karşı karşıyadır. Yaşanan kriz durumda bile, sosyal çalışmacıların, toplumda, ofislerinde veya müracaatçılarına yakın bulmaları gereken  hastaneler, okullar gibi alanlarda  danışanlarıyla iletişimi sürdürmeleri gerekmektedir. Kaynak sıkıntısı ve birçok yerde ekipman eksikliği nedeniyle sosyal çalışmacılar danışanlarla yüz yüze temaslar konusunda “zor kararlar” almak durumunadır. Etik ilkeler, bu süreci yönetmek amacıyla pusula işlevi görebilmektedir.  Bu bağlamda etik ilke 3.4’e dikkat etmek önemlidir. Sosyal çalışmacılar, kendi güvenliklerini ve güvenliklerini tehdit edebilecek durumların farkında olmalı ve bu gibi durumlarda makul seçimler yapmalıdır. Sosyal çalışmacılar, kendilerini riske atacakları durumlarda harekete geçmek zorunda değildir. Hem Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hem de Hastalık Kontrol Merkezi Covid-19’un oldukça bulaşıcı olduğunu ancak önleyici uygulamaların hastalığa yakalanma riski azaltabileceğini ve etrafındaki insanları koruyabileceğini belirtmektedir. Sosyal çalışmacılar, DSÖ tarafından önerildiği şekilde bazı basit önlemler alarak enfekte olma veya Covid-19’i yayma riskini azaltabilir:

 

  • Elleri düzenli olarak sabunlayıp su ile yıkamak veya alkol bazlı ürünlerle temizlemek. Neden ?  :ellerini sabun ve su ile yıkamak veya alkol bazlı maddelerle ovmak virüsleri öldürür
  • Öksürme veya hapşırma durumunda virüse yakalanmamak için iki metre mesafe bırakın . Neden ?: birisi öksürdüğünde veya hapşırdığında, burun veya ağızdan virüs içerebilecek küçük sıvı damlaları püskürtür. Çok yakınsanız, öksüren kişini Covid-19 taşıyıcıysa, virüs bulaşma ihtimali bulunmaktadır.
  • Göz, burun ve ağıza dokunmaktan kaçının. Neden ? Birçok yüzeye dokunduğunuz ellerinizi gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunduğunuzda virüs bulaşı olabilir ve bu sizi hasta edebilir. Sizin ve çevrenizdeki insanların iyi bir solunum hijyeni uyguladığından emin olun. Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızı ağzını ve burnunuzu dirseğinizle kapatın.
  • Kendinizi iyi hissetmiyorsanız evde kalın. Ateş, öksürük ve nefes almada zorluk çekiyorsanız, tıbbi yardım ve telefonla tavsiye alın. Yerel sağlık kuruluşun talimatlarını izleyin. Neden?: Ulusal ve yerel yetkililer bölgenizde salgınla ilgili en güncel bilgiye sahiptir. Sizi en iyi sağlık hizmet sağlayıcına yönlendirecek, virüsün buluşmasını önler. Covid 19 haritası hakkında bilgi sahibi olunuz. Neden? : Covid 19’a yakalanma riskiniz bu haritaya göre artar

Sosyal çalışmacılar, danışanlarla yüz yüze iletişim kurup kuramamalarıyla ilgili bir kara verme süreciyle karşı karşıya kaldıklarında,  güvenli olmaları konusunda tavsiyelere uymalıdır. Sosyal çalışmacıların danışanlarla yüz yüze iletişimde bulunması, yalnızca kendileri ve danışanları açısından risk teşkil etmez aynı zamanda sosyal çalışmacıların temas kurduğu herkes için bir risk oluşturur. Aşağıdaki sorular, sosyal çalışmacılara, halk sağlığıyla ilgili yönergeler ve kılavuzlarla, danışanlara dair etik zorunluluklar arasında denge kurmaya dair ikilemeleri çözme konusunda yardımcı olabilir

  • Covid-19 salgınında, nasıl güvenli bir şekilde uygulama yapılacağını yardımcı olabilecek bir kurum politikası var mı ? ( Eğer böyle bir politika yoksa, bu politikanın geliştirilmesine yönelik savunuculuk çalışması yapınız). Hiçbir profesyonelin bireysel olarak risk konusunda karar vermesi beklenemez. İhtiyaçlarınızı profesyonel ve etik olarak en iyi şekilde nasıl ifade edeceğiniz konusunda dikkat ediniz.
  • Danışan- çalışan teması, siz veya çalıştığınız ekip tarafından gerekli görülmesi halinde, virüsü kapma ve yayma olasılığını azaltmak için ne yapabilirsiniz ?
  • Kişisel olarak mümkün olduğunca güvenli bir şekilde temas kurmanız için gereken koruyucu ekipmana erişiminiz var mı (örn: uygun maske, eldiven, el yıkama, sağlık şartlarını geliştirilme, ofisi alanını veya aracı dezenfekte etme olanağı)
  • Bu olanaklar mevcut değilse, danışan- sosyal çalışmacı teması olmadan sosyal çalışma müdahalesinin gerçekleşmesinin başka bir yolu var mıdır?
  • Alınacak koruyucu önlemlere ek olarak dikkat edilmesi gereken başka hangi riskler vardır ? Toplu taşıma veya araba ile seyahat ile ilgili olarak sosyal çalışmacıların sosyal mesafeyi korumalarına yönelik hangi güvenlik protokolleri uygulamaya konulmuştur(Bu kadar yakın mesafede çalışmalarda maske takılması konusunda genel bir fikir birliği olduğunu lütfen unutmayınız)

Hangi kurum tarafından istihdam edilirse edilsin, kurum sizin danışanlarınızı bizzat görmeniz konusunda ısrar ederse, IFSW etik ilkelerini, özellikle sosyal çalışmacıların işverenlerin, politika yapıcıların, politikacıların ve politikaların olmadığı veya politika ve uygulamaların baskıcı, adaletsiz ve zararlı olduğu durumlara dikkatini çekmeye dair Haksızlığa Yol Açan Politikalara ve Uygulamalar Meydan Okumayla ilgili 3.4  ilkesini, açıkça ifade etme hakkına sahipsiniz.  Bu hakkı kullanan sosyal çalışmacılar herhangi bir cezai müeyyide ile karşı karşıya kalmamalıdır. Sosyal çalışmacılar, kendi güvenliklerini tehdit edebilecek durumların farkında olmalı ve bu gibi durumlarda makul seçimler yapmalıdır. Sosyal çalışmacılar, kendilerini riske atacakları durumlar için harekete geçmek zorunda değildirler. Karar vermeye dair stratejinizi belirlerken ulusal etik kuralların yanı sıra klinik, yasal ve diğer konuları da göz önüne almalıdır.

Kararlarınızı ve danışanlarınıza hizmet etmeye dair örgütsel koşulları dikkatle düşündükten sonra, danışanlarınızla yüz yüze görüşmenin gerekli olduğuna karar verdiyseniz, yönergeyi izlemek için elinizden geleni yaptığınızdan emin olun. Göz önünde bulundurulması gereken son şey Etik ilke 9.6’dır. Sosyal çalışmacılar, iş yerlerinde, özel yaşamlarında ve toplumda profesyonel ve birey olarak kendilerini korumak için gerekli adımları atmakla yükümlüdür.  Dünyadaki diğer sosyal çalışmacıların Covid-19 sürecine dair neler yaptığını öğrenmek için Lütfen IFSW web sitesini ziyaret edin.

 

Hazırlayan Kathryn Conley Wehrmann, Ph.D. LCSW

IFSW Corona Virüsü Bilgi Ofisi Çalışanı

 

Çeviren: Dr. Umut Yanardağ

(birebir çevrilmese de anlam bütünlüğü korunmuştur)

 

Orijinal Metin için : https://www.ifsw.org/wp-content/uploads/2020/04/Option-A-Ethical-Decision-making-in-the-face-of-COVID-19.pdf

OKUYOM BEN YA! veya SOSYAL HİZMETLERİN BİLİNMEYEN BÜYÜK BAŞARISI

y

Geçmişte yazdığım yazıları burada topluyorum ( Bu yazı 27.09.2018 tarihinde sosyalhizmetuzmanlari.com sayfasında yayınlandı)

Nihat abi ile uzun uzun yapmış olduğumuz telefon görüşmelerinin birinde heyecanla bahsetmişti bu sayfadan, sen de yazı yazarsın değil mi dediğinde hemencecik kuşkusuz diye yanıt versem de bu sayfada yazmaya başlamak şimdi mümkün olabildi. Öğrenciliğimden bu yana, sosyal çalışma alanında mesleğinin içinde olmaya, elimden geldiğince bir şeyler üretmeye ve üretilen çalışmalara katkı vermeye çalışıyorum. Buradaki mevcudiyetim de bundan. Öte yandan şunu da yazayım bunu da yazayım diye düşündüğüm bir türlü fırsat bulamadığım şeyleri  burada yazacağım için kendimi şanslı hissediyorum. Her ne kadar şu ara yazdığım/ hazırladığım çoğu şey akademik olsa da, burada yazacaklarım biraz hayattan hikayeler. Bunu yaparken de ilham aldığım bir kişi var, Şadiye Dönümcü. Kendisi yazan sosyal çalışmacılar ve yazarlar diyarının en naif kalemlerinden biri.  Her ne kadar yazar sosyal çalışmacıları çok tanımasak da Nadire Mater, Ayşe Kilimci, Aziz Şeker ve akla gelmeyen veya benim bilmediğim çok önemli edebiyat insanlarımız var kuşkusuz ama Şadiye Dönümcü’nün yazdıklarında gördüğümüz hayatlarına dokunduğumuz insanların hikayeleri, öyle naif ve öyle   vurucudur ki …  Beceremem muhtemelen onun gibi yazmayı ama benim de anlatacağım hikayelerim var.

Bu sayfadaki ilk yazıma, Türkiye’nin en popüler danışanlarından birinin hikayesini ve görünmeyen bir mesleki başarıyı anlatarak başlamak istiyorum.

Mesleki hayatımın altıncı ayında, (kuruluşun adını vermeyeceğim lakin bir dönem İstanbul’da çalışan herkesin adını bileceği, belirli bir süre çalışınca on yıllık mesleki deneyim elde ettiğiniz) suça sürüklenen çocukların rehabilitasyonunun sağlandığı bir  kapalı kuruluşta çalıştım. Meslek elemanı olarak travmayla karşı kala kala deneyimleniyoruz ya  burası benim için hızlandırılmış bir mesleki deneyim merkezi oldu. Ne maceralar atlattım kader arkadaşlarımla ( sonrasında bir ailenin ferdi gibi hissettiğim güzel insanlar). Çalıştığım yer, tahmin edilebileceği üzere  çok yorucuydu, yıpratıcıydı  ama  öte yandan çok keyifliydi. Keyifliydi zira , paylaşmayı ve sevmeyi  yaşayarak öğreten çocuklarla çalışıyorduk.

Ve tabi zeki, çalışkan ancak ahlak anlayışları farklı çocukların, kahramanımızın yaşadığı yer, habere konu olan mahalle. Oraya ilk kez kurum aracıyla gidişimi unutmuyorum. Polisle birlikte gidersek başımıza bir şey gelir diye kimseye haber vermeden çılgın şoförümüzle gitmiştik incelemeye. Mahallede bizi, bizim kuruluştan “kaçak çocuklar” karşılamıştı. Çocukların yuvadan geliyorlar diye bırakmıştı mahallede kontrol yapan “abiler”.

Öyle bir mahalle düşünün ki, adı her zaman hırsızlıkla ve suçla anılsın. Öyle bir mahalle düşünün ki, çocuklukta suça sürüklenmemek nadir rastlanacak bir durum. “Erkek” olmanın göstergesinin hırsızlık yapmak olduğu, çocuklara bakım hizmeti veren bir hala/teyze dışında aile fertlerinin hatta dedelerin nenelerin hırsızlık yaptığı, rivayete göre mahalleye yakın bir statta çocuklara toplu halde hırsızlık eğitiminin verildiği, esrarın sigaradan daha legal olduğu bir mahalle…

Ve  çocukların zorla kapatıldığı bir merkez, güvenlik görevlileri, Jandarmalar filan… Sosyal rehabilitasyonun olmadığı koşullarda çocukları rehabilite etmeye çalışan biz. Kurumda çocuklara önereceğiniz tek şey okuyup iş sahibi olmaları. Her cümlemiz okumanın önemiyle başlıyor, hırsızlık yaparsa uzun yıllar hapis yatacağı düzenli bir hayatı olmayacağını anlatıp duruyoruz… Başka bir şansımız yok zira, çocuk koruma sisteminin halen çözülemez sorunlarından biri sosyal rehabilitasyon olmadan çocuğu suçlamak, çocuğu yaşadıklarının öznesi yapmak…Çok büyük laflar söylesek de büyük toplantılarda durumun bu olduğunu yaşıyoruz, görüyoruz.

……

Ve bir buçuk milyon kez izlenmiş bir haber. Hacıhüsrev baskını, kapı kırılmaya çalışıyor ve o görünüyor.  Ve o müthiş sözleri söylüyor : Okuyom ben ya

Onun bu sözleri, her ne kadar sosyal medyada komedi malzemesi olsa da rehabilitasyonun “başarısını”, en azından o maceralı günlerin boşa gitmediğinin (her ne kadar çocuklar, hırsızlıkla ilgili bir olaya karışsalar yaşlıların paralarını emekli maaşıdır diye almayacaklarını söylemeye başlasalar da en büyük başarı bence budur) göstergesidir

Sanırım kendisinin akademik bir başarısı olmadı, muhtemel bir girdapta kayboldu (Bilsem bile paylaşamayacağım şeyler bunlar). Ama Türkiye’nin sosyal hizmet tarihinin en popüler hikayesinin habersiz kahramanının anlamsız sözleri, okumaya verdiği önem, bize, ağlanacak halimize gülünecek, gülerken de müthiş rehabilitasyon başarımızı aklımıza getirebilecek bir anı olarak kaldı.

On ay çalıştığım bu kuruluşta kimsenin hayal edemeyeceği, dezavantajlı damgalanmış çocukların başarı öykülerini de , (halen bir kısmıyla  da görüşüyorum), hayatın içinde kaybolan çocukları da gördüm. Tıpkı diğer sosyal hizmet kuruluşları gibi.  Ve onlardan çok şey öğrendim onlarla çok şeyi gördüm, tıpkı diğer çocuklar gibi…

Ama   en çokta iyiliğin insanın içinde olduğunu ve bir insanın hayatına dokununca bir şeylerin değiştiğini, çocukluğun büyüklere bırakılmayacak kadar önemli bir şey olduğunu ….

Her şeye rağmen onların tabiriyle  Şarkiyan

Şugarız…

Toplumla çalışma, peki nasıl ?

Her ne kadar çoğumuzun aklına toplumla çalışma veya makro sosyal hizmet dendiği zaman politika oluşturma, yasa yapma süreçlerine katılmak gelse de bir sosyal çalışma (sosyal hizmet) yönetim olan toplumla çalışma; sosyal çalışmacıların, adrese gidebilmek için girdiği sokakta, bir danışana bakıp çıkan kişi olmak yerine,  sokağın öznesi olması anlamına gelir.  Sosyal politikaların yerelleşmesinin, politikalara halkın (yurttaşların) , yerel  demokratik mekanizmaların gelişmediği  toplumda daha fazla, katılımının olanaklı hale gelebilmesi,  kamu adına bu işlerin organizasyonunun ve düzenlemesini sağlayabilecek meslek elemanlarına, sosyal çalışmacılara( sosyolog değil, sosyal çalışma görevlisi değil, sosyal hizmet uzmanının eş anlamlısı) ihtiyaç vardır. Zira, toplumla çalışma, toplumların dirençlerini arttırmak, yaşadıkları sorunları çözmek açısından  önemli bir araçtır.

Toplum örgütlenmesi, toplum kalkınması, toplum planlanması, toplum eğitimi, toplum temelli bakım, sosyal aksiyon ve savunuculuk  olmak üzere altı uygulama yaklaşımı çerçevesinde sosyal çalışmacılar, toplumlarının kendi kendilerine hareket ederek yaşadıkları sorunları (bazı durumlarda devletin de desteği olmakla) çözmelerine yönelik çalışmalar gerçekleştirirler . Afet çalışmalarında da toplumda “direncinin” , dayanıklılığının artması için de toplum çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bu konuyla ilgili çok şey yazılabilir, peki kitabı bilgiyi bir kenara bırakırsak ne yapmalıyız ?

  1. Toplum örgütlenmesi: 2828 SHÇEK Kanunu ( çok kıymetli Ertan hocamıza saygıyla) İl ve ilçe sosyal hizmet komitelerinin kurulmasına olanak sağlıyordu.Gönüllü staj yaparken SHÇEK’de böyle bir toplantıya katılmıştım Akhisar’da. Yerel temsilcilerin katıldığı, tüm gönüllü organizasyonların ve STÖ’lerin içinde, eşit söz sahibi olduğu, mahallelilerin halkın da  katkı sağladığı, ihtiyaçların yerinde tespitini sağlamaya yönelik mekanizmalarının geliştirilmesi ve geliştirilebilecek olası toplum kalkınması çalışmaları için yerel örgütlerinin oluşturulmasının sağlanması. Bu çalışmalar yerelin örgütlenmesi ve koordinasyonun sağlanması ( az sayıda profesyonelin hem yerel yönetimlerde, hem taşra kuruluşlarda benzer işler yaptığını görüyoruz, bu işlerin dağınık bir şekilde yürütülüyor) açısından da fayda sağlayacaktır
  2. Toplum temelli bakım çerçevesinde yaşlı engelli vb. bakım ile ilgil ihtiyacı olan bireylerin toplumda bakım ve toplumla bakım anlayışıyla desteklenmeleri. 65 yaş üstüne psikososyal desteğin verilmesi: Komşuma destek oluyorum  vb. fikirleriyle
  3. Toplum eğitimi: Sokak sokak, mahallelerde balkonlardan vb. insanların izleyebileceği şekillerde projeksiyon vb. gibi araçlarla veya eğitim platformu olan araçlarla mahalle eğitimlerinin yapılaması
  4. Tüm bunlara ek olarak halihazırda yürütülen çalışmaların izlenmesi ve raporlanması, raporlar doğrultusunda yapılan çalışmaların niteliğinin arttırılmasına yönelik önlemlerin alınması 

Blog yazısı olmasının verdiği rahatlıkla aklıma gelen ilk dört şey budur diyorum. Ortak akılla arttırılabilir, çoğaltılabilir öneriler. Fakat bir şeyin altı muhakkak çizilmelidir: herkes iletişim kurar, ama bu iletişimi mesleki uygulamaya dönüştüren profesyonellerdir. Herkesin her şeyi yaptığını iddia ettiği bir düzlemde bu işin profesyonellerince  sosyal çalışmacılar (sosyal hizmet uzmanları) tarafından yapıması önemlidir.

Not: Açık dersler yapıyoruz, toplumla sç ile ilgili her Cuma saat 20.00’de . Katılmak isteyenler bana veya emine saraç’a ulaşabilirler. Derste dediğim gibi karantina bitene kadar ders yapacağız 🙂

 

Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planına  Göre Bizi Ne Bekliyor ?

Screen Shot 2020-03-27 at 19.23.50

“Korona : Bir Afetle Karşı Karşıya mıyız ? Eğer Öyleyse Ne Yapmalıyız?” adlı yazının ardından korona ilemücadelenin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğinde dair politika belgesi arayışım bugün denk geldiğim, 13 Nisan 2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe giren Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planını ile sonlandı. Evet çok bilinmese de bir rapor var. Raporu  tıklayarakokuyabilirsiniz. Bu raporun çok boyutu var, ben işin psikososyal boyutuyla ilgileniyorum. TAMP da belirtilmesede bu sürecin  psikososyal hizmetlerin sorumlusu  Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve  Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı.  Evden çıkmadığım için uzun zamandır, saha da  işler nasıl gidiyor, plan uygulanıyor mubilmiyorum ama hem izleme çalışmalarını izlemek hem de olup biteni anlamak için Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planının takip edilmesi gerekiyor.  Raporun çok boyutu var, ben işin psikososyal hizmetlerle ilgili boyutlarıyla ilgilendiğim için bu boyuta baktım. Raporda pandemi dönemlerine göre çeşitli hedefler ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesine dair faaliyetler tanımlanmış. Pandemi erken döneminde  yapılması gerekenler aşağıdaki gibi açıklanmış:

  • Hastanelerde hizmet verecek olan psikososyal destek ekibinin aktive edilmesi,
  • Sağlık çalışanlarına yönelik psikososyal destek, psikolojik ilk yardım,çalışana destek (kriz ve stres yönetimi, öz bakım) gibi konuları kapsayan hizmet içi eğitimlerin tamamlanması,
  • Mobil sağlık ekiplerine mümkünse psikososyal destek elemanının eklenmesi, mümkün olmayan durumlarda psikososyal ihtiyacın psikososyal destek ekiplerine rapor etmesi,
  • Topluma yönelik psikolojik ilk yardım, stresle baş etme gibi konularda bilgilendirme çalışmalarının (yüzyüze, tv, sosyal medya vb.) yapılması,
  • Toplum liderleri ve basının, yaşanacak stres faktörlerinin azaltılması ve kaygının önüne geçilebilmesi amacıyla toplumu bilgilendirmesi

Pandemi Pik dönemi ile ilgili senaryo şöyle tanımlanmış: “Pandeminin tüm toplumu etkilediği, hastane yatak ve yoğun bakım kapasitelerinin dolduğu, kapasite artırımına ihtiyaç duyulabileceği pik döneminde çalışanların iş yükü artmıştır  Pandemi döneminde iş gücü kaybıbaşlamıştır ve çalışanların birçoğu fiziksel ve ruhsal yönden tükenme riski altındadır. Halkın kaygı, stres düzeyleri en üst düzeydedir. Pik sonrası dönemde vaka ve ölüm sayılarının azalmasına karşın olası yeni dalga riski mevcuttur ve pandeminin toplum üzerindeki etkisi devam etmektedir” Bu dönemde yapılacaklar  aşağıdaki gibi açıklanmış:

  • Pandemi sürecinde aktif olarak çalışan personele yerinde psikososyal destek verilmesi ve paydaş (destek çözüm ortakları) kurumların tüm psikososyal destek iş gücünün öncelikli bu alanda kullanılmasının sağlanması,
  • Sağlık dışı çalışanlara kendi kurumlarınca psikososyal destek sağlanması,
  • Halkın öfke, korku ve stresinin en aza indirilmesine yönelik psikososyal destek hizmetinin verilmesi,
  • Hastalığı ağır geçiren veya ölen hastaların yakınlarına psikososyal destek verilmesi.

Politika belgesi, bu dönemde ne yapılması gerektiğine dair elimizdeki  görünür tek belge.  Olası senaryo üzerinden psikososyal destek çalışmaları için çok büyük bir emek gücüne ihtiyaç vargibi görünüyor. Bu gücün gönüllü emekle desteklenmesi de elzem. Halihazırda farklı STÖ’ler tarafınan farklı çalışmalar yürütülüyor, yerel yönetimler farklı hizmetler veriyorlar. Bu hizmetlerin yerelde koordine edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmeli. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve AÇSH Bakanlığının bu konuda ne yaptığına dair web sayfalarını arama yaptım bulamadım (dediğim gibi sahada değilim, belki bu alanda bir şeyler yapılıyordur). Ama sanırım en önemlisi de, şu an için sağlık çalışanlarını sadece alkışlamamalı, sağlık çalışanlarına da psikososyal destek mekanizmaları geliştirilmeli.

 

 

Çeviri: Güney Koreli Sosyal Hizmet Uzmanları Covid-19’la Mücadele Deneyimlerini Paylaşıyor

SouthKoreaMealDeliveryFeatured

 

Dünya Covid 19 virüsiyle savaşıyor. Bu kavgada, sosyal hizmet uzmanları da savaş alanında ön planda, umarız bu mücadele yakında sona erer. Biz Kore Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği olarak, dünyanın dört bir tarafındaki meslektaşlarımızla Kore’nin Covid-19 ile nasıl başa çıktığını paylaşmak istiyoruz. Umarım deneyimlerimizi paylaşmak diğer ülkeler için ilham kaynağı ve referans olur.

22 Mart itibariyle dünya çapında 186 ülkede yaklaşık üç yüz bin vaka doğrulanmış ve 12747 kişi Covid-19’dan hayatını kaybetmişken, Kore’de 8897 Covid 19 vakası doğrulandı ve 104 kişi hayatını kaybetti.Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2003’den bu yana (Sars nedeniyle) ikinci kez pandemi ilan etti.Kore hükümeti ayrıca, Kore’nin Daegu ve Gyeongsangbuk-do’nın bazı bölümlerini 15 Mart’ta özel afet alanları olarak tanımladı.

En önemli kişilerarası hizmetler olarak tanımlayabileceğimiz sosyal refah dağıtım sistemi ve sosyal refah hizmetleri, geçmişte olduğu gibi Covid-19 krizinde de gerçekleşmeye devam etti. Salgının önlenmesine dair hükümet önlemleri doğrultusunda kişilere yönelik hizmetlerin durdurulması doğal bir adım olarak görülse de, Koreli sosyal hizmet uzmanları sahada çalışmaya devam ettiler. Sosyal hizmet uzmanları olarak bizler, insanların sağlık koşullarını  kontrol etmeye, dört elle yemek servisi gerçekleştirdik. Buna ek olarak, bazıları karantina altında olsa da,  sosyal hizmet uzmanları yaşam tesislerindekiler kendilerini adadılar.

Tekrar erteleme olasılığı olsa da, Kore’de eğitim öğretime Nisan Ayında başlanması planlanıyor. Birçok üniversite online olarak eğitim hizmetlerini yapılandırıyor. Bu nedenle, kamu ve özel sektör bu türden  yeni alternatif hizmetleri geliştirmeyi tasarlıyor. Kore’de ABD’deki uygulamalara benzer olarak merkezi bağış toplama toplulukları bulunmaktaı. Covid-19’un yol açtığı zararların karşılamak için topluluğa  57 milyon dolar bağışlandı,  bu miktarın yaklaşık üçte biri olan 19 milyon bu dönemde kullanıldı. Kore Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği de , 11 Mart’tan itibaren merkezi bağış fonu deteğiyle  Covid-19 ile ilgili destek çalışmalarına başladı.  Bu bağlamda, Covid-19’dan en çok etkilenen Daegu ve Gyeonbuk bölgesinde sosyal hizmet uzmanları acil psikolojik destek sağladı. Başta karantina altında bulunan kuruluşlar olmak üzere tüm tesislerin ihtiyaçları karşılandı.

Öte yandan profesyonel sağlık hizmeti sunan firmalarla görüşme yaparak, ülke genelinde  depresyondaki sosyal hizmet uzmanlarını, stres kontrolüne dair uygulamalar aracılığıyla motive etmeye çalışıyoruz. Ayrıca sosyal refah tesislerini ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda desteklemeyi planlıyoruz. Bu bağlamda,her yerel dernek, bağış toplama ve hijyen ürünlerinin bağışı toplama topluluğunu desteklemektedir. Sadece dernekler değil aynı zamanda bireyler de   en çok etkilenen yerler olan Daegu ve Gyeongbuk’ta sosyal çalışmacıları ve yaşam tesisleri desteklemektedir.

Son olarak, Covid-19 olayıyla bağlantılı olarak, Kore SHUDER olarak, bir grup sosyal refah tepkisi geliştirmek istiyoruz. Covid-19 ile mücadele için Pan sosyal refah gücü kurulmasına yardımcı olacağız. Görev  gücü, Geçen sene sosyal refah kongresine katılan ülkelerden üyeler ve katılması beklenen ülkelerden üyelerle 26 üyeden oluşacak. Gelecekte gerçekleştireceğimiz faaliyetleri facebook ve web sayfamızdan paylaşacağız. Lütfen gelecekte gerçekleştireceğimiz faaliyetlere alaka gösteriniz.

Şu anda kimse Covid-19 salgının nasıl sonlanacağını bilmiyor ve maalesef dünya çapında  salgın yayılıyor.Afetler sosyal dezavantajlılar için daha ölümcül. Sosyal hizmet uzmanları olarak bizler, sosyal dezavantajlıları , kendi öznel koşulları nedeniyle  savunacağız.Bu yüzden sosyal hizmet uzmanları olarak daha güçlü olmalı ve sağlıklı kalmalıyız.

Dünya için içtenlikle dua edin!

Çeviri: https://www.ifsw.org/south-korean-social-workers-share-their-experience-in-fighting-covid-19/?fbclid=IwAR0Cs7hFV79slataOnuOdco-ywImDFMfVo2gpAlwjMTP58a5BUVbcA0Kv5ksayfasından yapılmıştır ( birebir çeviri değildir)

Okuma Çemberini Gerçekleştirdik

 

Screen Shot 2020-03-26 at 15.52.53

Evde kalmaya devam ederken eğitim çalışamlarını aksatmıyoruz. Sosyal hizmet öğrencileriyle her sene gerçekleştirdiğimiz okuma çemberlerini bu sene kütüphanede yapacaktık. Malum durumlar engel oldu kütüphanede yapmaya. Ama daha geniş bir çemberle, 80 öğrencinin katılımıyla, okuma çemberini gerçekleştirdik. Uzağız ama ayrı değiliz !

Okuma çemberinin kaydını izlemek için tıklayınız

 

Korona : Bir Afetle Karşı Karşıya mıyız ? Eğer Öyleyse Ne Yapmalıyız?

Afet kelimesi hayatımıza genellikle deprem, sel gibi genellikle doğal olayları veya insan eliyle yaşatılan olağandışı durumlarla hayatımıza giriyor. Afet kelimesini farklı yerlere referans vererek tanımlamak mümkün ama ben başlıkta sorulan sorunun yanıtını verebilmek için Türkiye Afet Müdahale Planına (TAMP) referans göstererek afet tanımını yapmak istemekteyim. Bu plana göre afet “toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olaylardır” (TAMP, t.y ).

Planda tanımlanan olağanüstü hali yaşıyoruz. Toplumun tamamının normal hayatı ve insan faaliyeti durdu. Kafeler, spor salonları, berberler kapalı, evden çıkmama çağrıları yapılmakta, salgının önlenmesi için sürekli yeni önlemler alınıyor. Bir saatte bir bulunduğum ilde valilik sokağa çıkmayın çağrıları yapıyor. OHAL ilan edilmesi, sokağa çıkma yasağının getirilmesi halk tarafından talep ediliyor. Peki şu an yaşadığımız duruma afet diyebiliyor muyuz? Her ne kadar toplum olarak yaşadığımız duruma afet demesek de afet literatüründe salgınlar afet (afet sonrası oluşan veya tek başına bir afet olarak) olarak tanımlanıyor. Bu durumu AFAD da bir afet olarak tanımlıyor ve bu tanıma özgü hizmet grupları belirlemiş. Plana göre salgın hastalıktan dolayı oluşan bir afetlerle mücadele için hizmet grupları haberleşme, ulaşım alt yapı, güvenlik ve trafik, arama ve kurtarma, kbrn, nakliye, sağlık, tahliye yerleştirme ve planlama, alt yapı, enerji, barınma, hasar tespit, yangın, enkaz kaldırma, gıda tarım ve hayvancılık, zarar tespit hizmet grupları salgın hastalıklara müdahale etme üzere görevlendirilmiş. Planda salgın ile ilgili hizmet gruplarının görevleri sadece sağlık hizmet grubu ve gıda tarım ve hayvancılık hizmet grupları için tanımlanmış. Sağlık hizmet grubun görevleri “salgın hastalıklarla mücadele kapsamındaki hizmetler ile karantina izolasyon hizmetlerini yürütmek, salgın hastalıklar açısından çevresel ve suya bağlı risk faktörlerinin önlenmesi hususunda ilgili kurumların koordinasyonunu sağlamak, hudut kapılarında tehlikeli madde ve salgın hastalıklara karşı önlem almak ve aldırmak iken, tarım ve hayvanlık hizmet grubun görevleri; afet sonrasında hayvan kaynaklı her tür salgın hastalığın önlenmesi için gerekli tedbirleri almak”. Bu iki görev tanımı dışında planda salgın ile nasıl mücadele edileceği yazılmamış. Ama görüyoruz ki olayın birden fazla boyutu var. Afetle ilgili birden fazla boyutunda bu durumun yönetilmesine nasıl rol oynayacağı ortaya konmalıdır. Bu boyutlardan biri psikososyal hizmetler. TAMP’a göre afetlerde psikososyal hizmetler Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülmeli. Ancak bu konuya özgü bir psikososyal çalışma programının nasıl sağlanacağı bilinmiyor, deneyimlenmemiş. Şu an için basına yansıyan önlemler, 65 yaş üstünün (sokağa çıkma yasağı olduğu için) ihtiyaçlarını karşılamak ve sosyal yardım sistemi içinde bulunanlara verilen yardımı arttırmak. Farklı ülkelerdeki deneyimler göstermektedir ki bu önlemler alınması gereken önlemlerdir, ancak tek başına yeterli değildir. Bizim toplumda bu afet sonrası iyileşmeyi hızlandırmaya ve dayanıklılık oluşturmaya ihtiyacımız var. Bu iyiliğin sağlanması için sosyal yardımların yanında ( sosyal yardım bir amaç değil araçtır) psikososyal hizmetleri geliştirmemiz gerekmekte. Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Federasyonunun 2017 yılında yürüttüğü CP3 olarak adlandırdığı Toplum Temelli Epidemik/Pandemik Salgına Hazırlık planında da belirtildiği üzere:

“salgınlar toplumla başlar ve toplumla biter. Toplumlar salgın hazırlığı ve müdahalesi ile mşegul olduklarında ve eğitildiklerinde, salgınları bulmaya ve durdurmaya, hayat kurtamaya, hizmetlerin iyileştirilmesine, salgının olumsuz etkilerini azaltmaya, iyileşmeyi hızlandırmaya ve dayanıklılık oluşturmaya hayati katkıda bulunurlar (IFCR,t.y)

Bu gibi çalışmalar için sivil toplum kuruluşları gönüllü destek vermek üzere hazırlanıyor. Gönüllü formları toplanıyor. Ancak bu işlerin gerçekleşmesi TAMP da belirtildiği üzere Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sorumluluğundadır. Bakanlığının online veya teledestek hizmet veren birimler kurması vb. bütün alternatif gündemlerin geliştirilmesi gerekiyor. Bu işin nasıl yapılacağına dair bilim komiteleri kurularak belirlenecek adımların tıpkı Sağlık Bakanlığında olduğu gibi belirlenmesi, toplumun psikososyal iyiliğinin arttırılması ve dayanıklılığının arttırılması gerekiyor.

Not: Bu süreci yönetmek için canla başla çalışan sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu çalışanlarına, yöneticilere, üst yöneticilere teşekkürler.

IFCR (t.y). Communiy Epidemic&Pandemic Preparedness Erişim Adresi : https://media.ifrc.org/…/community-epidemic-pandemic-prepa…/ Erişim Tarihi: 25.03.2020

TAMP (t.y) Türkiye Afet Müdahale Planı. Erişim Adresi: https://ailevecalisma.gov.tr/…/goc-afet-ve-acil-du…/tamp.pdf Erişim Tarihi 25.03.2020

UZAĞIZ AMA AYRI DEĞİLİZ YA: BU BİR DÜNA SOSYAL HİZMET GÜNÜ YAZISIDIR

2020-WSWD-PO-Bowing-600

Bugün Dünya Sosyal Hizmet Günü. Her iki yılda bir değişen  temayla kutlanıyor Dünya Sosyal Hizmet Günü. Bu yılın teması geçen yıl da olduğu gibi insan ilişkilerinin önemi. Ajandanın geçmiş temalarından farklı bu tema (diğer temalar, küresel eyleme dair bir çağrı yaparken, bu tema, yani insan ilişkilerinin önemine vurgu yapıyor), sosyal hizmet mesleğinin (eğer ABD’de kabul görmüş mesleki  değerleri kabul edersek) değerlerinden biri.

Sosyal hizmet uzmanları bilir, insan ilişkilerinin önemini. Karşılaştığımız her sorunda, sorunu çözmek için elimizde ne kadar araç olsa da, sorunu bizim çözemeyeceğini, sorunu ancak ve ancak müracaatçıların, bizim popüler tabirimizle çevresi içinde birey olarak,  kendi güçleriyle yani sosyal sistemlerle çözebileceğini. Çözülmez “büyük” sorunların, insanların birbiriyle temas etmesiyle mucizevi bir şekilde nasıl çözüldüğünü ( bizim sanat dediğimiz şey sanırım bu) görüp bu güce hayran kalan, mesleğe “mesleki tatmin” ile bağlanan sosyal hizmet uzmanları bilirler, karmaşanın içinde her zaman bir çözümün olduğunu,  insanın insana temas etmesiyle çözümün her zaman karşımızda bulunduğunu.

Bugün Dünya Sosyal Hizmet Günü. Dünyanın pek sosyal hizmet gününü kutlayası yok fakat . İzole ederek kendini, yaşadığı sorunları çözmeye çalışıyor insanoğlu çünkü. Bir virüs var, ne sınır dinliyor, ne de insan. İnsanoğlunun en büyük korkusu ölümle sınıyor karşılaştığı herkesi. Ve virüs  öğretiyor insanlar arasında sınırların olmadığını, insanın insana muhtaç olduğunu, yaşadığımız sorunların ortak olduğunu, her ne kadar fiziki olarak ayrı düşsek de  sorunların çözümünün de “bizde” olduğunu

Son dönemde tüm konuşmalarımız , insanlar arasında  mesafenin korunmasıyla başlıyor.  Fiziki mesafeler önemli olsa da  fiziki mesafeler korunsa da  şu an yaşadığımız sorunun çözümü  sosyal mesafeleri ortadan kaldırmakta yani insan ilişkilerinin geliştirilmesinde . Büyük bir korkuyla olanları izleyenler için de,  büyük bir rahatlıkla aman bize bir şey olmaz diyenler  için de bu böyle.  Şimdi Dünya Sosyal Hizmet Gününü kutlarken, sosyal hizmet mesleğinin ve sosyal hizmet uzmanlarının kıymetini anlamaya çalışırken (lütfen çalışın), aynı zamanda sosyal mesafeleri ortadan kaldırmanın yollarını fiziksel mesafemizi koruyarak nasıl sağlayacağımızı konuşma zamanı! Tıpkı IFSW’nin güncellenen afiş de olduğu gibi!

Altın gününü skype üzerinden yapan  gün arkadaşlarının  dediği gibi, birbirimize uzağız ama ayrı değiliz ya….

Birbirimize uzak olmamıza karşın ayrı olmadığımız günlere,

Dünya Sosyal Hizmet Günü Kutlu Olsun!

Umut Yanardağ

Sosyal hizmet uzmanı, Dr